Yenice’nin Bitki Varlığı

Yenice’nin Bitki Varlığı

Yeniceliler Yenice’yi tanıtırken mutlaka ‘Yeşil’ sıfatını da eklerler. Bu ‘Yeşil’ sıfatına anlam verebilmek için Yenice’yi görmek gerekli. Yenice ile ilgili bilgilere tarihin tozlu sayfalarında çok fazla rastlamak mümkün değil. Belki de Yenice’yi sadece doğası ile tanımak daha doğru olur.

yesil

Yenice’de kendi renginizi bulun
Yenice doğasına sadece ‘Yeşil’ demek de çok yanlış olur. Bunu anlamak için de yine Yenice’yi görmek gerekli. Yenice’yi görmek için o kadar sebep var ki. Cevabı Yenice olan en az yüz soru hazır. Kış mevsiminde ya da güz mevsiminde Yenice çok daha farklı renklere bürünüyor. Tabiatta ne kadar renk varsa, bir şekilde Yenice’de tüm renklerden örnekler var. Başka yöreler ve bölgelere haksızlık etmeyelim, gelin siz kendi renginiz bulun bu büyülü coğrafyada.

Yenice, geçmişten günümüze anlatılarak gelen, kimi de yazılı kaynaklarda mevcut olan, Fatih Sultan Mehmet’in Karadeniz Seferi sırasında (1461) Osmanlı topraklarına katılmış. Bilinen en net gerçeklerden biri de Cenevizliler bu tarihe kadar bu bölgede hüküm sürüyorlarmış. Bölgenin değişik yerlerinde bir takım kalıntılara rastlanmış. Yenice’nin tarihini anlamak için, Anadolu tarihini de bilmek gerekli. Aynı şekilde, Yenice’nin doğasını anlamak için yaşadığımız ülkenin, Anadolu’nun coğrafyasını da iyi bilmek gerekli.

kardelen

Karabük Yenice

Yenice, Osmanlı Dönemi’nde 15. yüzyılda Bolu’ya bağlı bir nahiye idi. Cumhuriyet Dönemi’nde ise Devrek’e bağlı nahiye iken, 1953 yılında Karabük’ün Zonguldak İli’ne bağlı ilçe oluşuyla Yenice Karabük’e bağlanmış, 1987 yılında da Zonguldak İli’ne bağlı ilçe olmuş. Karabük’ün 1995 yılında vilayet olması neticesinde Yenice bu tarihten itibaren toplam 1150 km2’lik bir alanla Karabük’ün ilçeleri arasında yerini almış. Yenice’de düz ve ova niteliğinde arazi yok denecek kadar az. İlçeye hayat veren Yenice Irmağı, Araç ve Soğanlı çaylarının bileşimi ile oluşup, Filyos Irmağı ismi ile Karadeniz’e dökülür. Yenice Irmağı bölgeye hayat veren bir konumda, şehrin ortasından akmakta. İlçe merkezine bağlı 10 mahalle, 34 köy, Yortanpazarı Beldesi’ne bağlı 7 mahalle mevcut. Toplam nüfus 2015 yılı sonu itibariyle, 20421 olarak gerçekleşmiş. İlçe ekonomisi ormana dayalı olup, ilçede irili ufaklı orman ürünleri üretim ve satışı yapan tesisler bulunmakta. Son yıllarda mobilya ve sandalye üretim tesisleri büyük gelişme göstermeye başlamış. Hediyelik eşya sektörüne yönelik ağaç ürünlerinden baston, ağaç kaşık, maket yenice evi yapılmakta. Özellikle şimşir ağacından yapılan kaşıklar çok değerlidir. Yenice’nin Şimşir kaşıkları için bu geleneğin son temsilcilerinden biri olan Şaban İncebacak Usta’ya ulaşabilirsiniz: (0538) 578 55 43

guz

Türkiye’nin Biyolojisi ve Yenice
Bitki örtüsü insan ve diğer canlıların yaşamında büyük öneme sahiptir. Ülkemizde 12 bini üzerinde bitki türü bulunur. Ülkemizde bitki örtüsünün çeşitlilik arz etmesinin nedenleri şunlardır: İklim çeşitliliğinin gözlenmesi, yeryüzü şekillerinin çeşitlilik arz etmesi, toprak ve ana kaya çeşitlerinin zengin olması, üç kıtanın kesişim noktasında yer alması, insan ve diğer canlıların etkileri, buzul dönemlerinin etkileri.

mantar

Anadolu: kıtalar arasında bir kıta
Anadolu, bulunduğu konum itibarı ile etrafında bulunan bütün ülkelere nazaran daha geniş bir bitki örtüsü ve canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemiz hayvan varlığı bakımından son derece farklı hayvan topluluklarını barındırması ile dikkat çeker. Anadolu Yarımadası’nın kıtalar arasındaki konumu buna başlıca etkendir. Ülkemizin kuzey ve güneyinde yer alan bazı hayvan türleri ‘IV Zaman’da meydana gelen iklim değişikliklerine bağlı olarak Anadolu Yarımadası üzerinde kalmış ve böylece tür zenginliği ortaya çıkmıştır. Buna göre ülkemizde mevcut doğal hayvan varlığını memeliler, kuşlar, sürüngenler ve kurbağalar yanında, balıklar olmak üzere dört ana grupta toplanır.

Dünyada yalnızca tek bir bölgede gözlenen bitki türlerine ‘endemik’ adı verilir. Ülkemizde çok sayıda endemik bitki bulunmaktadır. Bitkiler diğer canlılar gibi bulundukları coğrafi ortamın doğal koşullarına uyum sağlamaya çalışırlar. Sıcaklık değerleri düştükçe itkilerde yaprak boyutu küçülür, kabuk kalınlığı ve sertlik artar. Ülkemizde bitki örtüsünde tipik bir katlaşma mevcuttur. Özellikle kıyı kesimlerde bu katlaşma kolayca seçilmektedir. Ayrıca dünya üzerinde de bitkiler Ekvator’dan Kutuplara doğru bir katlaşma gösterirler. Bu nedenle ülkemizde Akdeniz’de ormanlar 2400 metreye, Ege’de 2100 metreye, Karadeniz’de 1900 metreye kadar çıkarlar. ‘Orta Kuşak’ta yer alan Türkiye doğal bitki örtüsü yönünden zengin bir ülkedir.

Bu zenginliğin başlıca nedeni kısa mesafelerde değişen yerkabuğu düzeni ile buna bağlı olarak ortaya çıkan toprak özellikleri ve iklim şartlardaki farklılıktır. Ayrıca ülkemizde ‘III Zaman’a ait endemik bitkiler ile bugünkü iklim şartlarının eseri olmayan kalıntı bitkilere de rastlanır. Türkiye’de doğal bitki örtüsünü orman, maki, step, Alpin çayırlar, kıyı bitkileri olmak üzere beş grupta toplanır. Alpin çayırlar dağlarımızın yüksek kesimlerinde yer alırken kıyı bitkileri de kıyılarımızda görülür. Ülkemizdeki ormanlar Karadeniz Bölgesi’nin denize bakan yamaçları haricinde kuru orman karakterindedir. Nemli ormanlarımızdaki türlerin başlıcaları kayın, gürgen, kestane, göknar, sarıçam, karaçam, ladin olurken kuru ormanlarımızdaki türler ise çeşitli meşe ve ardıçlar ile kızılçam, karaçamlardır. Ülkemizdeki ormanların alt ve üst sınırları coğrafi bölgelerimize göre farklılıklar gösterir. Ülkemizdeki doğal bitki örtüsünün bugünkü görünümü alması ‘IV. Zaman’da nemli ve kurak devrelerin birbirini takip ettiği süre içinde olmuştur. Buna göre kuzey kıyılarımız boyunca her mevsimi yağışlı Karadeniz ikliminin etkisi altında bulunan yerlerde nemcil, gür bir doğal bitki örtüsüyle karşılaşılır.

Ayrıca İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin alçak alanlarında farklı iklim, toprak ve reliyef koşulları altında genelde step formasyonu dikkati çekerken yüksek kesimlerde orman sınırının üzerinde kalan sahalarda bu defa Alpin çayırlar görülür. Ağaç topluluklarının geniş sahalar halinde yayıldığı alanlar orman formasyonunu meydana getirir. Ağaç toplulukları diğer bir değişle ormanlarımız Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarında deniz seviyesinden 1200 metreye kadar olan kesimde yapraklı ağaçlardan (kayın, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, meşe, kestane, kızılağaç, karaağaç) meydana gelmiş nemli ormanlar yanında ülkemizin diğer bölgelerinde dikkati çeken kuru ormanlar olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar. Ayrıca ülkemizdeki ormanlarımızı koru, bozuk koru, baltalık, bozuk baltalık olmak üzere de ayırabiliriz. Ülkemiz ormanlık alanları 20 milyon hektar kadardır. Bu değer bütün ülke yüzölçümünün % 26’sıdır. Orman alanlarımızın % 21’i iyi koru ormanı, % 27’si bozuk koru, % 15’i baltalık, % 37’si bozuk baltalık fundalık karışımıdır. Ülkemizdeki ormanlık alanları coğrafi bölgelerimize göre Karadeniz Bölgesi ormanları, Batı Anadolu ‘Marmara ve Ege Bölgesi’ ormanları, Akdeniz Bölgesi ormanları, İç ve Doğu Anadolu ormanları olmak üzere dört grup halinde toplanır. Karadeniz Bölgesi ormanları bol yağış alan kıyılarında orman alanları özellikle deniz seviyesinden başlayıp 2 bin metre yüksekliklere kadar olan alanlarda doğuda batı kesimden daha gür bir şekilde olmak üzere yer yer daralan yer yerde genişleyen bir şerit halinde aşağı seviyelerde bazı maki elemanlarını da (Sandal, Kocayemiş, Menengiç, Akçakesme) içine alacak şekilde devam eder. Sonra ise kuzey yamaçları boyunca 200 metre başlayan kayın, kestane, ıhlamur, gürgen, meşe, akçaağaç, kızılağaç gibi yapraklarını döken ağaçlardan oluşan ve 1200 metreye kadar devam eden bir kuşak ile karşılaşılır. Burası aynı zamanda yapraklı koru ormanları olarak bilinen sahadır. Karadeniz Bölgesi’ndeki orman alanları 1200 metreden sonra Batı, Orta ve Doğu kesimde değişik bir görüntü verir. Buna göre Batı ve Orta kesimde kıyıda karaçam ve göknarlar yoğunlukta olurken Doğu’da göknar, sarıçam ve ladinler yoğunluk kazanır. Karadeniz dağlarının güney yamaçlarında ve ikinci sıralar üzerinde aşağı seviyelerde kuru ormanlar hâkimdir. Burada aşağı seviyelerde çeşitli meşe türleri yoğunlukta olurken üst seviyelerde 600-800 metreden 1000 metreye kadar olan kesimlerde yapraklarını dökenler (kayın, gürgen, kızılağaç, kırağaç, ıhlamur) üst seviyelerde ise sarıçam, karaçam, ardıç ve göknarlar yer alır. Kuzey Anadolu dağlarında orman üst sınırı 2 bin metre civarındadır. Bu yükseltiden sonra ağaçlar ortadan kalkar. Sahada Alpin çayırlar başlar. Türkiye genelinde Karadeniz ormanları % 32 bir değer gösterir ki bu da bütün orman alanlarımızın üçte biridir.

sonbahar

Avrupa’nın 100 Sıcak Noktası
Ülkemiz doğal orman ekosistemleri yönünden zengin olup, küresel ölçekte, içerisinde Yenice ormanlarının da bulunduğu ‘9 Orman Sıcak Noktası’ barındırmaktadır. WWF, 1999 yılında Avrupa Kıtası’nda bulunan zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ve acil olarak korunması gereken ormanlık alanları belirlemiş. Belirlenen bu ormanlara ‘Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası’ ismi verilmiş. Türkiye’den bu listeye 9 orman sıcak noktası alınmış. Yenice ormanlarının da içerisinde bulunduğu Türkiye’nin 9 Orman Sıcak Noktaları şu şekilde: Küre Dağları (Kastamonu-Bartın), Amanos Dağları (Hatay-Osmaniye), Fırtına Vadisi (Rize), Karçal Dağları (Artvin), İstanbul Ormanları, İbradı-Akseki Ormanları (Antalya), Datça ve Bozburun Yarımadaları (Muğla) ve Babadağ (Fethiye, Muğla).

Dünyada tanımlanmış bitki ve hayvan türleri sayısı 1740330 iken Türkiye’de tanımlanmış tür sayısının yaklaşık olarak 76539 civarında olduğu bilinmektedir. Türkiye Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olmak üzere üç farklı bitki coğrafyası bölgesinin kesişme noktasıdır. Türkiye, dünyanın 8 gen merkezinden ikisinin (Akdeniz ve Yakın Doğu) kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu iki bölge tahılların ve bahçe bitkilerinin ortaya çıkışında çok önemli bir role sahiptir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir. Ülkemizde endemizm oranı % 34 civarındadır. Türkiye tarım, orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine ve bu ekosistemlerin farklı formlarına ve farklı kombinasyonlarına sahiptir. Bitki coğrafyası bölgelerinden Avrupa-Sibirya Bitki Coğrafyası Bölgesi, Kuzey Anadolu’da boydan boya ve Trakya Bölgesi’nin Karadeniz’e bakan kısımlarında uzanmaktadır. En yağışlı iklim bölgesidir, geniş kısmı ormanlarla kaplıdır. Akdeniz Bitki Coğrafyası Bölgesi, Akdeniz’e kıyısı olan tüm yöreler ile Trakya’nın batı kısımlarını kaplar ve çok farklı ekosistem tiplerini içerir. İran-Turan Bölgesi, bitki coğrafyası bölgelerinin en genişidir ve Orta Anadolu’dan başlayarak Moğolistan’a kadar uzanır. Türkiye, özellikle tohumlu bitkiler açısından bulunduğu iklim kuşağı göz önüne alındığında bitki türleri açısından oldukça zengin sayılabilecek bir konuma sahiptir. Genelde Akdeniz ikliminin hâkim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince gövdeli, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 3-4 metre boyları olan çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır. Bu formasyonu ülkemizde en yaygın olarak Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerimizde görürüz. Bu bölgelerimizde deniz seviyesinden başlayıp yer yer 600 metreye kadar olan sahalarda maki formasyonu yoğun bir şekilde karşımıza çıkar. Bu formasyonun başlıca türleri Kocayemiş, Sandal, Funda, Mersin, Menengiç, Keçiboynuzu, Pırnal Meşesi, Defne, Akçakesme, Erguvan, Katran ardıcı, Katırtırnağı, Zakkum, Laden, Tesbihtir.

Yenice’nin bazı bölümlerinde Akdeniz iklim tipinin özelliklerini taşıyan bitkiler de bulunmaktadır. Bu türler gerçek Akdeniz ikliminden uzaklaştıkça çeşit bakımından azalmaları yanında karakter bakımından da değişikliklere (Karadeniz Bölgesi’nde kışın yapraklarını döken Kızılcık, Geyikdikeni, Böğürtlen, Yabani erik, Yabani elma, Üvez) uğrarlar. Garik formasyonunun ise Akdeniz ikliminin hâkim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda karşımıza çıkar. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır. Başlıca türleri Kermez meşesi, Akçakesme, Kekik, Adaçayı, Laden, Katran ardıcı ve Gevendir. Türkiye’nin bitki türleri bakımından sahip olduğu zenginliği anlamak için Avrupa kıtası ile karşılaştırmak yeterli olacaktır: Tüm Avrupa Kıtası’nda 12500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü varken, sadece Anadolu’da bu sayıya yakın (11 binin üzerinde) tür olduğu bilinmektedir. Bunların yaklaşık üçte biri Türkiye’ye özgü (endemik) türlerdir.

Anadolu’nun coğrafi değerleri ışığında Yenice coğrafyasına bakacak olursak bölge Karadeniz iklim tipinin Batı Bölümü’nün tüm özelliklerini taşımaktadır. Yenice ormanları, Bolu Dağları’nın kuzeybatısında yer alan İncedere, Şimşirdere, Kızılkaya ve Karakaya su toplama havzalarıyla Safranbolu’nun batısında kalan bakir alanları kapsar. Yenice, Karabük merkez ve Eskipazar ilçe sınırlarına yayılan bu yöre, tropik bölgeler dışında dünyanın ender coğrafyalarında rastlanan anıtsal ağaçları, derin vadileri, yükseklikleri iki bin metrelere ulaşan dağları, kanyonları, akarsuları, şelaleleri, yaban hayatı ve değişik bitki çeşitliliğiyle dikkat çeker. Yenice ormanları bitki örtüsü açısından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Özellikle, meşe türlerinin oluşturduğu ormanlar, yaşlı kayın, gürgen, porsuk ağaçları ve çınar grupları bölgeye ayrıcalık kazandırır. Yenice el değmemiş iğne ve geniş yapraklı karışık ormanları ile biyolojik çeşitlilik bakımından son derece zengindir. Yenice ormanlarının ‘mutlak koruma’ ayrıcalığına sahip olmasının nedeni, tropik bölgeler dışında, dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç, ağaççık, bitki ve yaban hayvanının bir arada yaşamasıdır. Bugüne kadar yapılan en güncel araştırmalara göre Türkiye genelinde 3649’u endemik toplam 11466 bitki taksonu mevcuttur. Karabük il sınırlarında 88’i endemik 990 bitki çeşidi görülürken, bunun yaklaşık 51’i endemik 312 tanesi Yenice ormanları içerisinde barınmaktadır. Geniş yapraklı türlerden kayın ve meşe ile iğne yapraklı ağaçlardan göknar, sarıçam ve karaçam baskın ağaç türleridir ulu gövdeleriyle kimi yerde güneş ışınlarına geçit vermeyen orman alanındaki ağaç çeşidi; ıhlamur, akçaağaç, Uludağ göknarı, sarıçam, karaçam, Camiyanı karaçamı, kızılçam, porsuk, doğu kayını, sapsız meşe olarak sıralanabilir. Mevsimine göre renk ve görünüşleriyle harika fotoğraflar veren şifalı bitkileri; kardelen, laden, yüksükotu, kuşburnu, ısırgan, çuha çiçeği, tavşanmemesi, çoban üzümü, böğürtlen, mührüsüleyman otu, ökse otu, güzel avrat otu, çilek, atkuyruğu, öksürük otu ve sığırkuyruğu olarak sayabiliriz.

sincap

Kuşkusuz Yenice ormanlarının en önemli bölümü, anıt ağaçların bulunduğu ‘Tabiat Koruma Alanları’ ve Arboretum (Açık Hava Ağaç Müzesi) sahasıdır. Bu bakir orman dokusunda çok çeşitli ağaç türlerinin bir arada bulunması, bunların bazılarının dünyada ender görülen çap ve boya ulaşmaları, nadir bulunan ve kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler olmaları ile yaban hayatı çeşitliliği; söz konusu koruma alanlarının oluşturulmasının başlıca gerekçeleridir. Yemyeşil vadilerin, yalçın zirvelerin, suyun ve nemin yarattığı zengin bitki çeşitliliğinin yansıması olan anıt ağaçlar, bu doğa harikasının en değerli hazineleri arasında yerini alıyor günümüzde. Türlerinin diğer örneklerine göre olağanüstü çap ve boya ulaşan bu ağaçlar, ‘doğa anıtı’ olarak tescil edilmiş ve 1987 yılında ‘Tabiat Koruma Alanı’ ilan edilen Çitdere ve Kavaklı bölgelerinde koruma altına alınmıştır. Yenice orman alanlarında yaban hayatı açısından ön plana çıkan ve besin rezervi oluşturan odunsu taksonlar; Doğu kayını, Meşe türleri, Yabani elma, Alıç, Üvez, Ahlât, Çakal eriği, Muşmula, Ağaç mürver, Gilaburu, Fındık, Kızılcık, Papaz külahı, Tavşan elması, Sarıçiçekli yasemin, Kuşburnu, Böğürtlen Ateş dikeni, Hanım tuzluğu, Karamuk, Kartopu, Kurtbağrı’dır.

Metin ve fotoğraflar: İsmail Şahinbaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× üç = 18

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>